İnsan hakları 2

Değerli dostlar, mutluluğun ikinci programında söylediklerime atıfta bulunarak, semavi ve felsefi dinlerin insan mutluluğu için getirdikleri kurallardan bahsetmek istiyorum. Dinlerin her biri, kanunlar içerir ve bu kuralların bazıları insan eliyle yazılmış, bazıları ise Tanrı’nın gönderdiği elçiler aracılığıyla gelmiştir. Ancak neden mutluluğu tam anlamıyla yakalayamadığımız sorusuyla karşılaştığımda, aklıma üç önemli konu geliyor.

İslamiyet’in önemli unsurlarından biri, Tanrı’ya olan borcumuz yani haklullah’tır. Namaz kılmak, oruç tutmak ve zekat vermek gibi farzları yerine getirdiğimizde, İslamiyet’in dediğini tam anlamıyla yapmış olmuyoruz, sadece küçük bir kısmını yerine getirmiş oluyoruz. Çünkü İslamiyet’in diğer bir önemli unsuru, “hakkul nefs” yani bireyin kendisine olan borcudur. Bu kavram, bize verilen bedenin emaneti korumayı ve güzellik ya da ameliyat gibi müdahaleler yapmadan doğal halini muhafaza etmeyi emreder.

Üçüncü konu ise, “hakkulnas” yani insan haklarıdır. Kur’an-ı Kerim’de 54 konuda insan hakları irdelenmiş ve detaylandırılmıştır. İslamiyet’in en önemli bölümünün hakkulnas olduğuna inanıyorum. Ne yazık ki, vaazlarda ve öğretilerde genellikle haklullah bahsedilirken hakkulnas çok az değinilmektedir. Allah Teala, Kur’an-ı Kerim’de haklullah ile ilgili cezai yaptırımlar belirlememiştir, çünkü Tanrı’nın bağışlama yetkisi vardır. Ancak insan hakları ihlallerinde durum farklıdır; ihlal edilen kişi affetmediği sürece, Tanrı da affetmez.

Sonuç olarak, hakkulnasa riayet etmediğimizde, müslümanlığımız sorgu altına alınır. Hacca gitmek veya diğer ibadetlerle günahlarımızı silinmiş sayılmayız. Hak ihlalinde bulunmamış olmak, gerçek Müslümanlığı yaşamamız için şarttır.

Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.