Bilim, insanlık için en değerli hazinelerden biridir ve bu hazine, insan aklı ve iradesiyle keşfedilir. Yüce Allah bizi en üstün varlıklar olarak yaratırken, akıl ve muhakeme gücü ile donattı ve bilgiye erişmemizi sağladı. Ancak, tam ve mükemmel bilgiye ulaşmak herkes için kolay değildir. Sadece alimler, yani Bilginler, bilgi ve irfan mertebesine yükselerek insanlara yol gösterir ve yeni bilgi üretirler. Allah’ın hazinesinden insanlığa armağan edilen bu bilgi, aramak, sormak ve çalışmakla elde edilir.
İnsan aklı, diğer canlılardan bizi ayıran en belirgin özelliktir. Ancak kuru ve çıplak akıl yeterli değildir, akıl ve ilim birbirine muhtaçtır. Bilgi, eğer akılsız olursa kördür. Kuran-ı Kerim’de de birçok ayette aklımızı kullanmamız gerektiği vurgulanır. Büyük mutasavvıf Abdulkadir Geylani, “Akılsız kişi ilimden bir fayda elde edemez, yol akılsız ilim ziyandır” diyerek, akıl ve bilginin önemini ifade eder. Bir kuş gibi düşünürsek, ilim onun bedeni ise akıl da kanatlarıdır.
Bilim insanlarının bizlere aktardığı bilgi, olayları ve eşyayı akıl ve vicdan süzgecinden geçirerek doğruya ulaşmamızı sağlar. Allah, insanlara bilmedikleri sırları öğreterek onları kendisine yakınlaştırır. Bu kişilere bilgin veya Bilginler denir ve onların ağır sorumlulukları vardır: Bilgilerini bilmeyenlere anlatıp öğretmek ve bildikleriyle amel etmek zorundadırlar. Hz. Muhammed (s.a.v.) ilim yolunda çalışmayı ibadet, bu yolda ölmeyi ise şehadet olarak kabul etmiştir. Bilginler, yeryüzünün aydınlığı ve insanlığın şerefi olarak İslam’da büyük saygı görürler.
Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.

