Hırsızlık, bir başkasının veya kamuya ait malı, eşyayı ya da bilgiyi izinsiz ve gayri meşru olarak ele geçirme eylemidir. İnsanlık tarihi boyunca ve günümüzde, tüm dinlerde, hukuki sistemlerde ve ahlak anlayışlarında bu eylem kötü, çirkin ve yasak olarak kabul edilmiştir. Hırsızlığın İslam dininde de kesin olarak yasaklandığı ve hırsızın ağır şekilde cezalandırılması gerektiği belirtilmiştir. Hırsızlık, sadece kişi malına zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda büyük bir hak ihlaline de yol açar.
İslam dini, insanların meşru kazançla elde ettiği mallarını korumayı temel amaçlarından biri sayar ve başkasının malına haksızca el uzatmayı, israfı da haram kılar. Bu konuda yazılan şiirler, Allah korkusunu ve utanmayı kaybedenlerin helal kazançla doymayı ve yetinmeyi unuttuklarını dile getirir. Hırsızlığa bulaşan insan, kendisini tamamen denetimsiz hissetse de, İslam inancına göre iyilik ya da kötülük yaptığı her an, Kiramen Katibin Meleklerince kaydedildiğini bilmeli ve bu bilinçle hareket etmelidir.
İslam dini, haram yollarla elde edilen mal ve kazancın fayda sağlamayacağını, aksine zarara ve rezilliğe yol açacağını öğretir. Hırsızlık eylemi, sadece dünyevi zararlarla sınırlı kalmayıp, sonsuz alemde de Yaratanın ve mağdurun karşısında rüsva olma gibi sonuçları beraberinde getirir. Bu sebeple, insanın kendisini ve değerlerini koruması, hırsızlıktan kaçınması gerektiği vurgulanır.
Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.

